Bir Kalp Ayrımında - Hikaye

Etiketler : , , , , , , ,

Bir yol ayrımında, rüzgara karşı duruyordum. Gözlerine baktım; ta içine… Orada ne olduğunu seçemiyordum. Ben miydim? Bir andı sanki bir görüntü belirdi ve kayboldu.Biliyordum, gitmen gerekiyordu. Senin dünyan bana ait değildi, gözlerin de bunu doğruluyordu. Sanki zamanın bir kavşağındaydık. Ya beraber ya yalnız… Geride bıraktığımız tüm yaşanmışlıklar ya hatıra olarak kalacak veya onlara yenileri eklenecekti.Rüzgar sertleşti. Saçlarımı havalandırdı. Derin bir nefes aldım. Yüzüne bakmaya cesaretim yoktu. Sadece gölgeni görebiliyordum. Zihnim binlerce soruyla ve korkuyla boğuşurken o anı kaçırmamaya çalışıyordum. Bu bir son olabilirdi.

Dedim ya; bir kavşakta, rüzgara karşı duruyordum. Gözlerimi yerdeki çakıllardan kaldıramıyordum. Yapabildiğim tek şey hatıraları düşünmek ve ve yapacağın tercihle ilgili dua etmekti.

Bu zamana kadar susarak bir yere varamamıştım ancak artık konuşmak için de çok geçti. Sen gitmek üzereydin. Rüzgar arkandan esiyordu. Senin dünyan bana ait değildi. Bütün güzel ve acı hatıralarımı geçirdim zihnimden. Bir şeyler söylemem lazımdı. Belki vazgeçerdin. Belki benim için bir şey yapmak istedin ilk defa. Belki bu sefer hayatını tek başına kurmak yerine sana destek olabilecek, seni seven, değer veren birini isterdin. Hepsi sadece zihnimden akan düşüncelerdi. Keşke bir yolu olsa da senin zihnine akabilselerdi. Muhtemel senaryoları düşündüm:Gidebilirdin… Gözlerimin içine bakıp, oradaki endişeleri göre göre gidebilirdin. Hatta her zamanki gibi sadece kendin için yaşayıp, sorumluluktan kaçabilirdin ben bu yükü omuzlamaya hazırken.Veya gitmezdin… Yüzüme bakardın bir kez, gerçekten anlamaya çalışarak. Konuşurdun benimle. Belki çok güvenli bir yol değildi bu, hatta çok riskliydi senin için belki. Kabuslarımdan uyandırmaya yetmezdi belki aydınlığın. Korkularım, umutlarını çürütürdü belki…Oysa ben seninle her şeye vardım. Bütün kabuslarımdan uyanmış, korkularımı bahçedeki mimozanın dibine gömmüştüm. Bana vereceğin bir umuda kat kat fazlasıyla karşılık verecektim.Sen yüzüme dokundun, başımı kaldırdın yerden. Gözlerimin taa içine baktın. Içimdeki çığlıklar kulaklarımı sağır etmişken hepsini bastırdı sesin: Gidiyorum…Hiçbir şey anlamamıştın… sessizliğimden, gözlerimden ve içinde parıldayan o minik, titrek ışıktan… Senden her uzaklaşmamdaki incinmişliğim hiçbir şey ifade etmemişti senin için. Vardım veya yoktum. Farketmezdi…Ve işte sen şimdi gidiyordun… Ben yollarını kelimelerimle döşerken, sen benim farkımda olmadan gidiyordun. Ben kendime tutunacak yeni umutlar bulurdum belki ama sen benimkiler gibi hayaller bulabilir miydin bilmiyorum.Gidiyordun… gözlerime baka baka söylüyordun son sözlerini. Biliyordum, gitmen gerekiyordu, senin dünyan bana ait değildi ve hiçbir zaman da olmamıştı. Gözlerin de bunu doğruluyordu. Bulutlar toplanmıştı hemen yukarda. Beni yine yalnız bırakmamışlardı. Rüzgar sert bir şekilde esti son kez ve bir şimşek çaktı. En korktuğumdu gökgürültüsü ama sen gidiyordun. Bu, gökgürültüsünden de korkutucuydu. Istediğin, hayal ettiğin ben değildim. Kabul etmesi çok zordu. Bunlar hiç yaşanmamış, idrak edilmemiş gibi, hayallerimde yaşamak istedim. Anılarımda… Boş da olsa hayallerimde yaşamayı istedim. Eskiden umudum vardı; artık hayatımda sadece incinmiş bir kalp var. Tamir edilemese de, yaralarını sarabilirim zamanla belki. Bana bakıp, gözlerimde gözlerini görebilseydin de hayatın ikimiz için olmadığına kendimi inandırabilirdim belki.Sen gittin… Ben kırık kalbim, senden gelen anlamsız mektuplar ve yüzümdeki buruk gülümsemeyle kalakaldım burada. Ardında… Ve sen gittin…Büşra Öztin

Bu yazı toplamda 546, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Benzer Yazılar

Yorumlar:

Yorumlayin

SAÜ İleri Teknolojiler Uygulama Topluluğu akifozkaya At Çiftlikleri Binicilik Tesisleri akifozkaya